Anksiyete nedir, ne zaman bozukluğa dönüşür?
Anksiyete, yani kaygı, insanın olası tehlikelere hazırlanmasını sağlayan doğal bir duygudur. Önemli bir sınavdan önce hissedilen gerginlik, karanlık bir sokakta yürürken artan dikkat ya da bir iş görüşmesinden önceki heyecan, bu sistemin sağlıklı çalıştığını gösterir. Kaygı belirli bir düzeyde performansı bile artırabilir.
Kaygı bozukluğundan söz edebilmek için endişenin şiddeti, süresi ve yaşam üzerindeki etkisi belirleyicidir. Endişe aylarca sürüyor, ortada belirgin bir neden olmadan ya da nedenin büyüklüğüyle orantısız biçimde ortaya çıkıyor, kişi bu endişeyi kontrol edemiyor ve iş, okul, aile ya da sosyal yaşamı belirgin biçimde etkileniyorsa artık bir bozukluktan söz edilir.
Başlıca anksiyete bozuklukları
| Bozukluk | Temel özellik |
|---|---|
| Yaygın anksiyete bozukluğu | Sağlık, iş, aile, para gibi pek çok konuda aylarca süren, durdurulamayan endişe |
| Panik bozukluk | Aniden başlayan yoğun korku nöbetleri ve yeni nöbet geçirme kaygısı |
| Agorafobi | Kaçmanın zor olacağı yerlerden, kalabalıktan, toplu taşımadan korkma |
| Sosyal anksiyete bozukluğu | Başkalarınca olumsuz değerlendirilme ve mahcup olma korkusu |
| Özgül fobiler | Yükseklik, hayvanlar, kan, uçak gibi belirli nesne ya da durumlardan yoğun korku |
| Ayrılık anksiyetesi | Sevilen kişilerden ayrı kalmaya ilişkin aşırı korku |
| Seçici konuşmazlık | Bazı ortamlarda konuşabilirken bazılarında konuşamama (çoğunlukla çocuklarda) |
Obsesif kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu da kaygıyla yakından ilişkilidir; ancak bugün ayrı başlıklarda sınıflandırılır. Ayrıntılar için obsesif kompulsif bozukluk, sosyal anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Kaygı bedende ve zihinde nasıl hissedilir?
Kaygı, bedenin “savaş ya da kaç” tepkisinin harekete geçmesidir. Kalp hızlanır, nefes sıklaşır, kaslar gerilir, terleme artar, mide bulanabilir, ağız kuruyabilir. Bu tepkiler kısa süreli bir tehlike karşısında işe yarar; ama süregen kaygıda bedeni yorar. Kaygı bozukluğu yaşayan pek çok kişi önce bir kardiyoloğa, gastroenteroloğa ya da nöroloğa başvurur; çünkü yakınmaları çoğu zaman bedensel bir hastalığı düşündürür.
Zihinde ise “Ya kötü bir şey olursa?” sorusu sürekli döner. Kişi en kötü senaryoyu düşünür, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanır, dikkatini toplayamaz. Kaygı geceleri uykuya dalmayı geciktirir; uykusuzluk da ertesi gün kaygıyı artırır.
Kaygıyı sürdüren döngü
Kaygı bozukluklarının sürmesinde kaçınma ve güvenlik arayışı önemli rol oynar. Panik atağı geçiren biri metroya binmeyi bırakır, sağlık kaygısı olan biri sürekli internette belirtilerini araştırır, sosyal kaygısı olan biri toplantılarda hiç konuşmaz. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır; ancak kişinin korktuğu şeyin gerçekleşmeyeceğini öğrenmesini engeller ve kaygının alanını genişletir. Tedavinin önemli bir kısmı bu döngüyü fark etmeye ve adım adım kırmaya yöneliktir.
Belirsizliğe tahammülsüzlük
Kaygı bozukluklarının pek çoğunun arkasında, belirsizliğe katlanmakta zorlanma yatar. Kişi bir sonucun nasıl olacağını bilmediği sürece rahatlayamaz: Tahlil sonuçları gelene kadar uyuyamaz, bir mesaja yanıt gelmeyince en kötüsünü düşünür, bir planın aksayabileceği ihtimali onu günlerce meşgul eder. Endişe, belirsizliği ortadan kaldırmaya yönelik bir çabadır; ama hayatın büyük bölümü belirsiz olduğu için bu çaba hiç bitmez. Terapide kişi, belirsizliği tamamen gidermeye çalışmak yerine ona küçük adımlarla alışmayı öğrenir.
Nedenler ve risk etkenleri
Kaygı bozuklukları kalıtsal yatkınlık, beyindeki kaygı devrelerinin düzenlenmesi, mizaç ve yaşantıların birlikte etkisiyle ortaya çıkar. Ailede kaygı bozukluğu bulunması, çocuklukta temkinli ve çekingen bir mizaç, zorlayıcı yaşam olayları, uzun süreli stres, bazı bedensel hastalıklar ve kafein, alkol ya da uyarıcı madde kullanımı riski artırabilir. Tiroit bezinin aşırı çalışması, bazı kalp ritim bozuklukları ve kullanılan bazı ilaçlar da kaygıya benzer belirtilere yol açabileceğinden değerlendirmede dışlanmalıdır.
Psikiyatrist ne yapar, psikolog ne yapar?
| Psikiyatrist | Psikolog | |
|---|---|---|
| Değerlendirme | Tanı koyar, bedensel nedenleri ayırt eder, gerekirse tahlil ister | Psikolojik değerlendirme ve ölçeklerle kaygının boyutunu belirler |
| Tedavi | Gerekirse ilaç başlatır ve izler; psikoterapi uygulayabilir ya da yönlendirir | Bilişsel davranışçı terapi gibi psikoterapileri uygular |
| Takip | İlaç dozunu ve yan etkileri izler, tedavi süresini planlar | Seanslarda ilerlemeyi izler, becerilerin kalıcı olmasını destekler |
Hafif ve orta düzeydeki kaygı bozukluklarında psikoterapi tek başına yeterli olabilir. Belirtiler ağırsa, eşlik eden depresyon varsa ya da terapiye rağmen düzelme sınırlı kalıyorsa psikiyatrist ve psikoloğun birlikte çalışması en iyi sonucu verir.
Tedavi seçenekleri
Bilişsel davranışçı terapi, kaygı bozukluklarında en güçlü kanıta sahip psikoterapi yöntemidir. Kişi kaygılı düşüncelerini fark etmeyi ve sınamayı, kaçındığı durumlara adım adım yaklaşmayı ve bedensel kaygı belirtilerini yönetmeyi öğrenir. Ayrıntılar için bilişsel davranışçı terapi sayfamıza bakabilirsiniz. Kabul ve kararlılık terapisi de özellikle süregen kaygıda etkili bir seçenektir.
İlaç tedavisinde en sık kullanılan grup antidepresanlardır; bu ilaçlar kaygı bozukluklarında da etkilidir ve bağımlılık yapmaz. Etkileri birkaç hafta içinde ortaya çıkar. Hızlı etkili sakinleştiriciler ise bağımlılık riski nedeniyle yalnızca kısa süreli ve dikkatli kullanılır. İlaç kararı ve süresi psikiyatristle birlikte planlanır; ilaç tedavisi sayfamızda bu konuyu ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Günlük yaşamda yardımcı olanlar
- Düzenli fiziksel etkinlik, özellikle tempolu yürüyüş ve yüzme gibi aerobik egzersizler
- Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, uyku düzenini korumak
- Kafein ve alkolü azaltmak
- Yavaş ve düzenli nefes alıştırmaları
- Endişeleri günün belirli bir saatine “erteleme” ve o saatte yazarak ele alma
- Kaçınılan durumlara küçük adımlarla, planlı biçimde yaklaşma
Bu yöntemler tedavinin yerini tutmaz; ancak tedaviyle birlikte uygulandığında iyileşmeyi destekler.
Çocuk, ergen ve yetişkinde farklılıklar
Çocuklarda kaygı çoğu zaman karın ağrısı, okula gitmek istememe, ebeveynden ayrılamama ve öfke nöbetleriyle kendini gösterir. Ergenlerde sosyal kaygı ve panik atakları belirginleşir. Yetişkinlerde ise yaygın kaygı, panik bozukluk ve sağlık kaygısı daha sık görülür. İleri yaşta ilk kez başlayan kaygı belirtilerinde bedensel hastalıklar ve kullanılan ilaçlar özellikle dikkatle değerlendirilmelidir.
Ne zaman başvurmalı?
Endişe ve korkular haftalarca sürüyor, uykunuzu, işinizi, okulunuzu ya da ilişkilerinizi etkiliyorsa, belirli yerlerden ya da durumlardan kaçınmaya başladıysanız, sakinleşmek için alkol ya da ilaca başvuruyorsanız bir psikiyatrist ya da psikologla görüşmeniz önerilir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma gibi belirtiler ilk kez ortaya çıktığında ise önce bedensel nedenler için acil değerlendirme yapılmalıdır.