Bipolar bozukluk, yetişkin psikiyatrisinin en önemli alanlarından biridir. Kişinin ruh hali bazı dönemlerde derin bir çökkünlüğe, bazı dönemlerde ise olağandışı bir coşkuya ve enerjiye savrulur. Doğru tanı konduğunda ve düzenli tedavi sürdürüldüğünde bipolar bozukluğu olan kişilerin büyük çoğunluğu iş ve aile yaşamını sağlıklı biçimde sürdürebilir. İstanbul’da yetişkin psikiyatristi arayanlar için bu sayfada bipolar bozukluğun belirtilerini, tanı sürecini ve tedavi seçeneklerini anlatıyoruz.
Bipolar bozukluk nedir?
Bipolar bozukluk, depresyon dönemleri ile mani ya da hipomani dönemlerinin birbirini izlediği, tekrarlayıcı bir duygudurum bozukluğudur. Bipolar I bozuklukta en az bir kez tam bir mani dönemi yaşanır. Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif seyreden hipomani dönemleri ve belirgin depresyon dönemleri görülür. Siklotimide ise yıllarca süren, daha hafif ama sık dalgalanmalar vardır. Rahatsızlık genellikle geç ergenlik ve erken yetişkinlikte başlar.
Mani ve hipomani belirtileri
- Olağandışı bir neşe, coşku ya da tersine kolay öfkelenme
- Uyku ihtiyacında belirgin azalma; birkaç saat uyuyup kendini dinç hissetme
- Çok ve hızlı konuşma, düşüncelerin birbirini kovalaması
- Kendini olağanüstü yetenekli ya da güçlü hissetme
- Plansız harcamalar, riskli kararlar, ani girişimler
- Dikkatin çok kolay dağılması ve aynı anda pek çok işe başlama
Hipomanide bu belirtiler daha hafiftir ve kişi kendini çoğu zaman sadece “çok iyi” hisseder. Bu nedenle hipomani dönemleri kolayca gözden kaçar.
Neden yanlış tanı alabilir?
Bipolar bozukluğu olan pek çok kişi ilk kez depresyon döneminde psikiyatriste başvurur. Önceki coşkulu dönemler sorulmadığında ya da kişi bunları sorun olarak görmediğinde tablo yalnızca depresyon gibi değerlendirilebilir. Bu önemlidir; çünkü bipolar bozuklukta tek başına antidepresan kullanımı bazı kişilerde mani dönemini tetikleyebilir. Bu yüzden psikiyatrist depresyonla başvuran her kişide geçmişteki enerjik dönemleri ve ailede bipolar bozukluk öyküsünü ayrıntılı olarak sorgular.

Tedavi seçenekleri
Bipolar bozukluk tedavisinin temelini duygudurum dengeleyici ilaçlar oluşturur. Lityum, bazı antiepileptik ilaçlar ve bazı atipik antipsikotikler bu amaçla kullanılır. Tedavi hem mevcut atağı yatıştırmayı hem de yeni atakları önlemeyi hedefler. Lityum kullanan kişilerde kandaki ilaç düzeyi ile böbrek ve tiroit işlevleri düzenli olarak kontrol edilir. İlacın yanında psikoeğitim, yani kişinin ve ailesinin hastalığı tanıması, en az ilaç kadar önemlidir. Düzenli uyku, alkol ve maddeden uzak durma ve stresin yönetilmesi atakların önlenmesinde büyük rol oynar.
Ataklar nasıl önlenir?
Her kişinin atak öncesinde fark edilebilen kendine özgü uyarı işaretleri vardır: uykunun azalması, konuşmanın hızlanması, alışılmadık harcamalar ya da içe kapanma gibi. Bu işaretleri kişinin kendisi ve yakınları birlikte belirleyip not etmelidir. İşaretler fark edildiğinde psikiyatriste erken başvurmak, atağın büyümeden kontrol altına alınmasını sağlar. İlaçları kendini iyi hissettiği için bırakmak, yeni atakların en sık nedenidir; tedavi her zaman hekimle birlikte düzenlenmelidir.
Aileler ve yakınlar için
Bipolar bozukluk yalnızca kişiyi değil, birlikte yaşadığı herkesi etkiler. Mani döneminde yakınlar, kişinin aşırı harcamalarından ya da riskli kararlarından kaygılanır; depresyon döneminde ise onun içe kapanmasına çare bulamamanın çaresizliğini yaşar. Ailenin hastalık hakkında bilgi sahibi olması, atak belirtilerini erken fark etmesini ve kişiyle suçlayıcı olmayan bir dille konuşmasını kolaylaştırır. İyilik döneminde birlikte bir kriz planı yapmak; örneğin hangi belirtiler görüldüğünde psikiyatristle iletişime geçileceğini, mali kararların nasıl korunacağını önceden konuşmak çok işe yarar. Yakınların kendi ruh sağlıklarını korumaları ve gerektiğinde destek almaları da en az bunlar kadar önemlidir.