Toplantıda söz almak, yeni insanlarla tanışmak, telefonla konuşmak ya da başkalarının önünde yemek yemek… Çoğu insan bu durumlarda hafif bir gerginlik yaşar. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise bu gerginlik, kişinin bu durumlardan kaçınmasına ve yaşamının belirgin biçimde daralmasına yol açacak kadar yoğundur. Sosyal anksiyete sık görülen ve çoğu zaman yıllarca “utangaçlık” sanılarak tedavisiz kalan bir rahatsızlıktır. Konya’da yetişkin psikiyatristi arayanlar için bu sayfada sosyal anksiyetenin belirtilerini ve tedavi seçeneklerini anlatıyoruz.
Utangaçlıktan farkı
Utangaçlık bir kişilik özelliğidir; utangaç kişiler yeni ortamlarda başta çekingen davransa da zamanla rahatlar ve yaşamlarını sürdürür. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi, başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceğine, utanç verici bir şey yapacağına ya da kaygısının fark edileceğine dair yoğun bir korku yaşar. Bu korku nedeniyle sosyal durumlardan kaçınır ya da bu durumlara büyük bir sıkıntıyla katlanır. Belirtiler en az altı ay sürer ve iş, okul ya da ilişkileri belirgin biçimde etkiler.
Belirtiler
- Sosyal durumlardan günler, hatta haftalar önce başlayan yoğun kaygı
- Kızarma, terleme, titreme, ses titremesi ya da çarpıntı
- Konuşurken zihnin boşalması, ne diyeceğini unutma
- Göz temasından kaçınma, dikkat çekmemeye çalışma
- Sosyal ortamdan sonra yaşananları zihninde defalarca tekrar etme ve kendini eleştirme
- Toplantılar, davetler, sunumlar ve yeni tanışmalardan kaçınma
Bazı kişilerde korku yalnızca topluluk önünde konuşma gibi tek bir durumla sınırlıdır; bazılarında ise neredeyse tüm sosyal etkileşimlere yayılır.
Neden önemlidir?
Sosyal anksiyete genellikle ergenlikte başlar ve tedavi edilmediğinde uzun yıllar sürebilir. Kişi yeteneklerine uygun eğitim ve iş fırsatlarından vazgeçebilir, yakın ilişkiler kurmakta zorlanabilir. Zamanla depresyon gelişebilir ve bazı kişiler sosyal ortamlarda rahatlamak için alkole yönelebilir. Erken tanı ve tedavi bu zincirin önüne geçer.

Tedavi seçenekleri
Sosyal anksiyete bozukluğu tedaviye iyi yanıt veren rahatsızlıklardandır. Bilişsel davranışçı terapi, en güçlü kanıta sahip yöntemdir: Kişi “Herkes beni izliyor”, “Kızardığımı görürlerse rezil olurum” gibi düşüncelerini sorgulamayı öğrenir ve kaçındığı durumlarla adım adım yüzleşir. İlaç tedavisinde ilk tercih genellikle seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ya da serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörleridir; etkileri birkaç haftada ortaya çıkar ve iyileşme sağlandıktan sonra da bir süre sürdürülür. Yalnızca sunum gibi belirli durumlarda ortaya çıkan çarpıntı ve titreme için hekim, o duruma özel kısa etkili ilaçlar önerebilir. Bağımlılık riski taşıyan sakinleştiricilerin uzun süreli kullanımı ise önerilmez. Psikoterapi ve ilacın birlikte kullanılması, özellikle belirtileri ağır olan kişilerde daha iyi sonuç verebilir.
İş ve okul yaşamında sosyal anksiyete
Sosyal anksiyete iş ve okul yaşamında sessiz ama derin izler bırakır. Kişi toplantılarda fikrini söyleyemez, sunum gerektiren görevlerden kaçınır, terfi ya da yeni iş fırsatlarını geri çevirir. Öğrencilerde ise sınıfta söz almama, grup çalışmalarından ve sözlü sınavlardan kaçınma sık görülür. Çevresindekiler bu davranışları ilgisizlik ya da yetersizlik olarak yorumlayabilir; oysa kişi çoğu zaman yetenekli ve isteklidir, yalnızca kaygının gölgesinde kalmaktadır. Tedaviyle bu alanlarda belirgin ilerleme sağlanabilir.
Kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?
- Kaçınmayı azaltın; küçük ve yönetilebilir sosyal adımlar atın.
- Dikkatinizi kendi bedeninizden ve kaygınızdan karşınızdaki kişiye ve konuşmaya yöneltin.
- Sosyal ortamlardan sonra kendinizi eleştirmek yerine neyin iyi gittiğini not edin.
- Alkolü kaygıyla baş etme yolu olarak kullanmayın.